• Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
Ana Sayfa arrow Köşe Yazıları
Hizmetçi, yat, kotra ve son model uçak
Şükrü Kızılot ...::: Hürriyet Gazetesi:::..
 

DÜN gazetelerde okudunuz. Gelir Vergisi Kanunu değişecek ve lüks yaşayanlara "kaynağını göster" denilecekmiş.Hizmetçisi, aşçısı, yatı, kotrası ve son model uçağı olanlardan, lüks yaşamın kaynağını göstermeleri istenecekmiş!..

Haberi okuyan çok kişinin "Tabi efendim, sorsunlar. Bu lüks yaşamın kaynağını açıklasınlar da görelim" dediğini duyar gibiyim.

Haklısınız ama kazın ayağı hiç de öyle değil!..

KİME SORACAKLAR?

Haberi okudunuz.

Gelir Vergisi Kanunu değişecek ve "lüks yaşamın kaynağını göster" sorusu, gelir vergisi mükellefi olanlara sorulacak.

Gelir vergisi mükellefi olanlar kim?

Bakkal, kasap, manav, terzi, ayakkabıcı, köfteci, çiçekçi, kitapçı, kırtasiyeci, tamirciÖ Liste uzayıp gidiyor.

Efendim siz hiç hizmetçisi ve mürebbiyesi olan bakkal, özel aşçısı olan manav gördünüz mü?

PekiÖ Yatı olan terzi, kotrası olan tamirci gördünüz mü?

Son model uçağı olan köfteci var mı?

Gelir vergisi mükellefleri arasında; yatı, kotrası, hizmetçisi, aşçısı, bahçıvanı olan kişiyi zor bulursunuz.

HOLDİNG PATRONUNA YOK

Hizmetçisi, aşçısı, bahçıvanı, yatı, kotrası ve son model uçağı olanlar belli.

Bunlara da soramazsınız.

Çünkü, bu kişisel ticari ve mesleki faaliyetleri nedeniyle, gelir vergisi mükellefi değiller.

Sorgulama ticari kazancı olanlar ile serbest meslek kazancı olanlara yönelik. Bunların hiçbiri, kendi adlarına bu tür gelir elde etmiyorlar. Hepsi şirket ortağı. Son model uçaklar, yatlar ve kotralar da ya şirket adına kayıtlı ya da gelir vergisi mükellefi olmayan, aile bireyi adınaÖ Kaldı ki hizmetçi, aşçı ve özel şoförler de şirkette çalışıyor gösterilip, masraf yazılıyor.

Holdinglerin ve diğer anonim şirketlerin yönetim kurulu başkanları, üyeleri ve ortakları, ticari kazanç ya da serbest meslek kazancı elde etmedikleri için, "lüks yaşamın kaynağı ne?" sorgulamasına tabi değiller. Bunlar; şirketten ücret ve kar payı alıyorlar. Bir de kira ve faiz gelirleri var.

Özetle, büyük holdinglerin ve diğer anonim şirketlerin ortakları ile eş ve çocukları; Hizmetçi, aşçı, mürebbiye, bahçıvan, yat, kotra ve son model ucak sorgulamasının, kapsamı dışında kalıyorlar. Bunlara, lüks yaşantının "kaynağını göster" denilemiyor.

Nereden buldun diye sorulmayacak

Bu arada "ince bir nokta" var.

Sorgulanacak olan, daha doğrusu sorgulanması düşünülen olay, lüks yaşantının kaynağı.

Yoksa "Bu cipi, Mercedesi ya da BMW’yi nereden ve nasıl aldın?"


"Bu villayı, yatı, kotrayı hangi kazancınla aldın?" diye sorgulama söz konusu değil. Çünkü bu sorgulama "Nereden buldun?" kapsamına giriyor. AKP iktidara gelince, ilk çıkardığı kanunlardan biri "Neyi nereden buldun, nasıl aldın. Kaynağı ne?" gibi sorgulamalara olanak sağlayan yasa maddesini ortadan kaldırmak oldu (Bkz. 9 Ocak 2003 Tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4783 sayılı Kanun).

Önümüzdeki günlerde ise "Nereden buldun?" diye bir yasa çıkartılması, söz konusu değilÖ

Gelirinden fazla harcama yapanlar yandıÖ Devlet, kredi kartı dahil harcamaları inceleyecek şeklindeki haberlere gelinceÖ Bunu reklam etmeye gerek yok. ŞimdiÖ bakın ne olacak? Kartsız harcama ve faturasız alış-veriş ya da başkalarının adına fatura alma yaygınlaşacak. Vatandaşı banka sistemine sokmak gerekirken, dışına çıkartılıp, kayıtdışı körüklenecek!..
 

 

Kaynak:Hürriyet Gazetesi

Yazının devamını okumak için lütfen üye girişi yapınız. Üye değilseniz lütfen ücretsiz üye olunuz.
Makaleyi Yorumlayın Yazıyı Sitenize Ekleyin Makaleyi Yazdırın Arkadaşınıza Gönderin İlgili Makaleler Yazının Devamını Okuyunuz.
Emekli olmadan kıdem tazminatı karmaşası devam ediyor
Ali Tezel ...::: Akşam Gazetesi :::...
 

7000 günü aştığınız için, SGK’ya devredİlen SSK’dan ‘kıdem tazmİnatI alabilir’ yazısı isteyimSayın Tezel, ben 27.06.1966 doğum tarihliyim ve 1985 yılı sigorta başlangıcım var. Siz önceki yazılarınızda diyorsunuz ki; “...A-506 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesine göre; 1-Kadın ya da erkek olsun başkaca bir şart aranmaksınız 7000 gün sayısı olanlar veyahut da, 2-Kadın ya da erkek 25 yıllık sigortalılık süresi ve en az 4500 günü olanlar, B-506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B’ye göre, -Kadın ise 20 ve erkek ise 25 tam yıl sigortalılık süresi ile aynı maddede belirtilen gün sayılarına (5000 ile 7000 arasında değişir) ulaşmış olanlar, C-506 sayılı Kanun’un Geçici 81/C’ye göre, -İster kadın olsun ister erkek en az 15 yıldan beri sigortalı olması ve en az 3600 gün sayısını tamamlayanlar, diledikleri zaman SSK’ya başvurup, ‘kıdem tazminatı alabilir’ yazısı isteyebilir ve alacakları yazı ile işyerlerinden kıdem tazminatı alarak ayrılabilirler...” Ben de bu yasayı böyle anlıyorum ve yazıyı alabilmek için daha önce SSK İstanbul İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’ne başvurarak kıdem tazminatı alabilir yazısını istedim. İlgili makamda 7100 günümün olduğunu dokümanla tespit ettiler ama iki şartın da oluşması gerektiğini yalnızca 7000 iş gününün yeterli olmadığını, 25 yıllık sigortalık süresinin dolmasının şart olduğunu söylediler. 08.01.2008 tarihinde yazılı olarak ilgili makama tekrardan başvuruda bulundum. Israrla bu yazıyı alamayacağımı söylediler. Emeklilik tarihimi içeren bir yazıyı tarafıma verdiler. Bahse konu yasa ile ilgili birimin değişik müfettiş kademelerinde de yaptığım araştırmalarda da konunun nedense tam olarak anlaşılamadığını anladım. Bu yazıyı aldığımda kendilerine de göstermemi istediler ve gerçekten çok üzüldüm. Şimdi size şunu sormak istiyorum, iş mahkemesine olayı intikal ettirsem işin maddi manevi boyutunun nasıl olabileceği, mahkemenin ne kadar sürebileceği, konuyla ilgili emsal sonuçlanmış mahkeme kararları var mıdır? Mahkeme öncesi nasıl bir hazırlık yapmam gerekir? lŞenol Şengün Şenol Bey, 08.09.1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4447 Sayılı Yasa ile 1475 Sayılı Yasa’nın 14’üncü maddesine eklenen beşinci bende göre, “5. 506 Sayılı Kanunun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanun’un Geçici 81’inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,” kıdem tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. SSK’da bu konuyla ilgili olarak 1999 yılında 12-99 ek sayılı genelgeyi yayınlamış, hiçbir açıklama getirmeden sadece Kanun’u tekrarlamış yorumu Sigorta Müdürlükleri’ne bırakmıştır. Ancak, SSK, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK’ya) devredildikten sonra 18.07.2007 tarihinde SGK’ya devredilen, SSK Tahsisler Dairesi Başkanlığı tüm illere, 21.05.2007-09.06.2007 tarihleri arasında yapılan “Karar ve Ödeme İşlemleri” eğitiminde belirlenen tereddütlü konular ile hatalı uygulamalara ilişkin aşağıdaki açıklamaların yapılması gerek duyulmuştur” diyerek yeni talimatlarını göndermiştir, kıdem tazminatı alabilir yazısını dar bir çerçeveden ve TBMM’yi-Kanunları hiçe sayarak yorum getirmiştir. İşte, İstanbul İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’nün size yazınızı verememesinin sebebi de bu yazıdır. Sizin normal şartlarda hukuk devletiysek 7000 günü aştığınızdan SGK’ya devredilen SSK’dan “kıdem tazminatı alabilir” yazısı almanız gerekirdi. Çünkü, 506 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesine göre, erkekler 60 yaşında ve 7000 gün sayısı ile emekli olabilirler ve metindeki yaş şartını ortadan kaldırdığımızda ortada sadece 7000 gün sayısı kalmaktadır. Fakat, bu köşeden 04.08.2007 günü yayınlanan (Vatandaşa eziyeti sevenler SGK’nın da mayasını bozacak) ve başlıklı yazımda da dile getirdiğim üzere, SGK’ya devredilmiş olan SSK, yukarıdaki şartlardan sadece 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B’ye göre, hakkı olanlara bu yazıyı vermektedir. Diğerlerini vermemekte yani Kanun’u takmamaktadır. Ancak, sizler iş mahkemelerinde dava açtığınızda ise SSK davaları kaybetmekte hem dava ve avukatlık masrafları ödemekte hem de sizlerin Kuruma olan inancınızı ve güveninizi yitirmenize neden olmaktadırlar. Gazetecinin emekliliği Bİr gazeteci olarak sizi takdir etmekteyim. Çok zor olan halkla iletişiminiz beni oldukça etkiliyor. Bilmiyorum farkında mısınız; birçok kişide olmayan bir yetenek bu. Şimdi ben 19.05.1970 doğumluyum, 1988 yılında işe başladım. Sigorta hizmet cetvelimden de sizin de göreceğiniz gibi 2A olarak yatmış bulunmakta, şu anda çalışmıyorum çünkü çalıştığım gazetemiz kapandı. Beraber çalıştığımız bir arkadaşım, o da 1968 doğumlu. Gün sayısını bilmiyorum emekli oldu. Benim gün sayım 5050. Acaba ne zaman emekli olacağım? · Caner İmren Sayın meslektaşım, gönderdiğiniz hizmet cetvelinize göre, emeklilikte yaş uygulamasının başlatıldığı 23.05.2002 günü basında 3600 gününüz yok, olsaydı daha erken emekli olabilirdiniz. Şu an ise 4166 gün basın (2A veya 3A) çalışmanız var. Buna göre de normal şartlarda 01.06.1988 işe giriş tarihinizle 51 yaşında en az 5450 günle emekli olurdunuz. Ancak siz basın çalışanı olduğunuzdan basındaki gün sayınızın dörtte biri kadar (2 yıl, 10 ay, 21 gün) yaştan indirim hakkı kazanmışsınız. O halde bundan sonra basında çalışmasanız dahi var olan 5005 gününüzü 5450 güne tamamlamak şartıyla 48 yaş, 1 ay, 9 günlük iken SSK’dan emekli olabilirsiniz. Tabii bundan sonra basında çalışırsanız ve TBMM’de görüşülmekte olan “Sosyal Güvenlik Reformu” gazetecilere verilen yıpranma hakkını kaldırmazsa, basında çalıştığınız her 4 ay için bu yaş 1 ay öne gelir. Son olarak 5050 gününüzden 45 günü çakıştığından dikkate almadım. Kısa..Kısa.. l Zerrin Aykut-Bursa-Gönderdiğiniz mektubunuza göre, 1957 doğum yılınız, 15.10.1981 işe giriş tarihiniz ve var olan 1889 gününüzü bundan sonra isteğe bağlı SSK primi ödeyerek 3600 güne çıkarmak şartıyla emekli olursunuz. Bu nedenle bir an önce prim ödemeye başlayın. Emekli olup primleri sonra ödeme gibi bir uygulama yok. l Hikmet Ünsal-Ankara-Web sayfam olan www.alitezel.com a girip gün sayısı ve kazançlarınızı YTL ve TL uyarılarını dikkate alarak giriniz alacağınız emekli aylığı ortaya çıkacaktır. l Ali Nazmi Darcan- 29.07.1963 doğum tarihiniz, 01.05.1981 işe girişiniz ve 1982 ile 1998 arasındaki 5663 günlük T.C. Emekli Sandığı, 1999 ile 2001 arasındaki 460 günlük SSK, 2004 ile 2006 arasındaki 300 günlük yine T.C. Emekli Sandığı hizmetlerinizden sonra, 18 Mayıs 2006 ile 12 Ocak 2008 arasıda 593 günlük SSK prim ödeme gün sayısı ile son yedi yıllık (2520 günlük) prim ödemelerinizde T.C. Emekli Sandığı ağırlığı olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz bile 61 yaşında T.C. Emekli Sandığı’ndan emekli olursunuz. Ancak, SSK’ya ödenmiş olan 1053 günü 1260 güne tamamlarsanız yani 208 gün daha SSK primi öderseniz SSK’dan 46 yaşında (29.07.2009) emekli olursunuz.· Levent Uluganer 01.09.1980 SSK başlangıcınızla 45 yaşında yani 16.01.2008 gününden itibaren emekli olabilirdiniz. Ancak, 1980 başlangıcınız için SSK web sayfasında hizmet görünmüyorsa başlangıcınız sayılmaz. Sonraki başlangıcınız olan 1981 yılına göre ise 46 yaşında yani 16.01.2009 günü emekli Kaynak:Akşam GazetesiYazının devamını okumak için lütfen üye girişi yapınız. Üye değilseniz lütfen ücretsiz üye olunuz.
Makaleyi Yorumlayın Yazıyı Sitenize Ekleyin Makaleyi Yazdırın Arkadaşınıza Gönderin İlgili Makaleler Yazının Devamını Okuyunuz.
Milli Piyango ikramiyesi kumar kazancı mı
Şükrü Kızılot ...::: Hürriyet Gazetesi:::..
 

MİLLİ Piyango denince, aklıma hemen bir olay ve bir de fıkra gelir.
Önce olaydan başlayalım. Televizyonun olmadığı dönemlerde, vatandaşın tek iletişim aracı radyodan her yılbaşı 24.00’te, milli piyangodan ikramiye kazanan numaralar okunurdu.
En büyük ikramiye de "bir milyon lira" idi... İşte böyle bir yılbaşı gecesi, ikramiye kazanan numaralar okunurken, babam heyecanla eve girmiş ve dedeme "Müjde, büyük ikramiye bize çıktı" diyerek sarılmış.

Dedem ne olduğunu anlamaya çalışırken, babam da "Bir oğlumuz oldu" diye müjdeyi vermiş.

O gün bugün, yılbaşı ve Milli Piyango, bana hep doğum günümü çağrıştırır.

BÜYÜK İKRAMİYE

Fıkraya gelince...

Hasan ile Mehmet, öğle paydosunda, ellerindeki piyango biletine bakarak konuşuyorlar:

- Ula Hasso, piyangodan büyük ikramiye çıksa ne yaparsın?

- Ula Memo heç sorma... Her gün soğanın cücüğünü yerim. Peki sen n’aparsın?

- Ula Hasso, sen bana yiyecek bir şey bırakmadın ki!..

İKRAMİYE KUMAR KAZANCI MI

Star Haber’in Genel Yayın Yönetmeni Alaattin Aktaş’ın, Posta Gazetesi’nde önceki gün ilginç bir haberi vardı. Dün de tartışmalara konu olan habere göre; yeni yılın ilk günü, gazeteyi açıp "büyük ikramiye" kazanan dört talihliden biri olduğunu gören imam hatip lisesi öğrencisi, önce gözlerine inanamamış. Ardından da "Ben günah işledim, bu ikramiyeyi alamam" diye kara kara düşünmeye başlamış.

Nedenine gelince, yaşı 18’den küçük olan ve büyük ikramiyeyi kendi başına alamayacak olan genç talihli, ailesi son derece muhafazakar olduğu için, bu bilgiyi onlarla paylaşamamış. Babasının, günah olan bir şey yaptığı, piyango bileti aldığı, bir başka deyişle kumar oynadığı için kendisine kızacağından emin "Ben şimdi ne yapacağım" diye kara kara düşünmeye başlamış.

HIRSIZLIĞIN MODERN VERSİYONU

Olayın doğruluk derecesini zaman gösterecek. Ancak, piyangodan kazanılan parayı, kumar kazancı ya da hırsızlığın modern bir versiyonu olarak ifade eden görüşe de rastlıyoruz.

Örneğin, geçtiğimiz cuma günü, "İki oğlum iflas etti. Perişan durumdalar, son çare olarak piyango bileti almayı düşündüm. Piyangodan para çıkarsa ve bu parayı borçlarımı kapatmak için kullanırsam caiz olur mu?" sorusuna, Prof. Dr. Faruk Başer’in, Star Gazetesi’ndeki köşesinde verdiği yanıt aşağıdaki gibiydi:

"Piyangodan para kazanmak demek, bir kişinin, binlercesinin umudunu sömürmesi, kumar oynaması ve batıl/haksız bir kazanç elde etmesi demektir. Böyle bir yol rasyonel değildir, ekonomik değildir, ahlaki değildir, öyleyse elbet meşru da değildir. Hırsızlığın, modern bir versiyonudur. Buna göre, borçlarını piyango ile kapatmak isteyen birisi, garibanlardan çalıp alacaklılarına vermiş olacaktır. Bunun caiz olabileceğini söylemek mümkün müdür?"

KAZI-KAZAN

Aktaş’ın haberini ve Başer Hoca’nın bu konudaki görüş ve yorumlarını okuyunca, aklıma birkaç kez yazdığım, "kazı-kazan" önerisi geldi.

Ücretlilere vergi iadesi kaldırılınca, çok kişi fiş ve fatura almamış, özellikle KDV gelirlerinde büyük gerileme olmuştu. Ben de "Bizim halkımız toto, loto, piyango, kazı-kazan gibi şans oyunlarına meraklıdır. Çin’de olduğu gibi fiş ve faturalara, küçük kutucuklar konulsun. Kutucuğu kazıyanlara ikramiye çıksın. Böyle olursa, fiş ve fatura alanların sayısında patlama olur" diyordum. Maliye de olaya sıcak bakıyordu...

Şimdi ortalık biraz bulandı. Bu kez "kumardır, hırsızlığın modern versiyonudur" gibi gerekçelerle bazı kesimlerce hiç fiş alınmazsa ne olacak?
  

Kaynak:Hürriyet Gazetesi


Makaleyi Yorumlayın Yazıyı Sitenize Ekleyin Makaleyi Yazdırın Arkadaşınıza Gönderin İlgili Makaleler Yazının Devamını Okuyunuz.
Çalışan eşlerde geçim indirimi nasıl uygulanacak?
Resul Kurt
 

Eşlerin her ikisinin de ücretli olması halinde, çocuklar eşlerin her ikisinden de vergi indirimi alacak mı? Yoksa sadece çocuklar sosyal güvenlik yönünden kimin üzerinde ise vergi indirimini sadece o eş mi alacak? Ali Osman Şengül



Asgari geçim indirimi uygulaması sadece gerçek usulde vergilendirilen (net ücret sözleşmesi ile çalışanlar dahil) gerçek kişilerin ücret gelirleri için yapılabilecektir. Ücretlinin medeni durumuna göre kullanılacak oranları, mükellefin kendisi için % 50, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5 olarak belirlenmiştir.

Asgari Geçim indirimi uygulamasında ‘çocuk’ tabirinin, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dáhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, ‘eş’ tabirinin ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade etmiştir.

Asgari geçim indirimi uygulamasında ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanacaktır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınacaktır. Boşanmış ancak nafaka ödediği bir çocuğu bulunmayan bir ücretli, bu durumda, sadece, asgari ücretin yıllık tutarının % 50’i üzerinden % 15 oranına göre hesaplanan tutarı indirim konusu yapabilecektir. Dolayısıyla, çocuklar sadece bir eşin bordrosunda geçim indiriminden yararlandırılacak, yine her ikisi de ücretli çalışan eşlerin her biri sadece kendi asgari geçim indiriminden yararlanacaktır.


Ev hanımları

emekli olabilir mi?



Annem 1956 doğumlu ve bugüne kadar hiç bir SSK’lı işte çalışmadı. Şu an ev hanımıdır. İsteğe bağlı SSK yaptırabilir miyiz? Ne kadar prim ödemek gerekecek? Filiz Bektaş

Maalesef ev hanımlarının SSK’da isteğe bağlı sigortaya devam edebilmesi için en azından 1.080 gün SSK primi ödenmiş olması gerekiyor. Bu nedenle okurumuzun annesi SSK isteğe bağlı sigortasına devam edemez. Ancak, ev hanımları Bağ-Kur isteğe bağlı sigortasına devam ederek Bağ-Kur’dan emeklilik hakkını kazanabilir. En düşük Bağ-Kur basamağı olan Primlerini birinci gelir basamağı üzerinden prim yatırdığında her ay bu tutarın yüzde yirmisi olan 80,98 YTL yatıracaktır.


Özürlü emekliliğinde

yüzde 40 şart



Okurumuz Ahmet Taylan diyor ki, özürlüyüm ve %30 raporum var. Özürlülere tanına erken emeklilik hakkından yararlanabilir miyim? Yoksa emekli olmak için 25 yıl çalışmam mı gerekiyor?

Özürlülere tanınan erken emeklilik hakkından yararlanmak için en az yüzde kırk oranında sakatlık raporu alınıp, sakatlık vergi indiriminden yararlanılması gerekiyor. Dolayısıyla okurumuzun yüzde 30 sakatlık raporu ile erken emekliliği mümkün olmayıp, normal sigortalılarla aynı koşullarda emekli olabilecektir.


Emeklilik için 45 yaşını bekleyecek


23.01.1965 doğumluyum. 15.06.1980 SSK girişim var ve toplam 5780 gün prim ödenmiş. Ne zaman emekli olurum? Ömer Korkmaz Okurumuz 25 yıl sigortalılık süresi, 45 yaş ve 5000 gün sayısı ile emekli olabilecek. Emeklilik için gerekli prim günü ve sigortalılık süresini doldurmuş olmakla birlikte 45 yaşını tamamlamayacağı 23.01.2010 tarihini bekleyecek.

Kaynak:Star GazetesiYazının devamını okumak için lütfen üye girişi yapınız. Üye değilseniz lütfen ücretsiz üye olunuz.
Makaleyi Yorumlayın Yazıyı Sitenize Ekleyin Makaleyi Yazdırın Arkadaşınıza Gönderin İlgili Makaleler Yazının Devamını Okuyunuz.
Denizli'de horozlar dışında herkes vergi ödeyecek
Şükrü Kızılot ...::: Hürriyet Gazetesi:::..
 

"HOROZLAR niye ödemeyecek?" diye merak edenler olabilir. Önce onu açıklayalım; listede horozların adı yok da onun için!..


Denizli’de, meslek grupları ve sektörler itibariyle, uzun bir liste yapılmış. Her birinin karşısında da Vergi Dairesi Başkanlığı’nca, 2007 yılı için bildirilmesi istenen daha doğrusu tavsiye edilen, vergiye tabi gelirin (matrahın), alt ve üst sınırları belirtilmiş.

KİM NE KADAR?

Dikkatle incelediğimizde, listede; 69 grupta toplanan meslek grubu ve sektörlerin yer aldığını fark ediyoruz.

İşte birkaç örnek:

Listeyi incelerken, 2007 asgari ücretini düşünüyoruz; brüt 585, net 419 YTL.

Ardından asgari ücretle kıyaslıyoruz; bakkaldan, kasaptan, berberden asgari ücretli kadar bir gelir bekleniyor. Avukattan ve diş hekiminden de iki asgari ücretli kadar gelir bekleniyor.

HOCANIN KADILIĞI/_newsimages/4758204.jpg

Listeye bakarken, Nasreddin Hoca’nın kadılığı fıkrasını aklıma geldi.

Hoca kadılık yaparken, karısı da içerideki odada bekliyormuş.

Hoca önce, şikayetçiyi dinlemiş. Sonunda "Haklısın" demiş.

Ardından karşı tarafı dinlemiş. Ona da "Haklısın" demiş.

Adamlar gidince, karısı sormuş;

"Hoca Efendi, şikayetçiyi dinledin ’Haklısın’ dedin. Şikayet edileni dinledin, ona da ’Haklısın’ dedin. Bu nasıl iş?"

Hoca karısına dönmüş ve "Sen de haklısın Hanım" demişÖ

Fıkrada olduğu gibi, belirlenen tutarı asgari ücretli ile kıyasladığımızda, vergi dairesine "Haklısın" diyoruz. Ardından, mükellefi dinliyoruz; 2007’de seçim döneminin de etkisiyle, işlerin iyi olmadığını, kazanandan da kazanmayandan da aynı gelirin beklenemeyeceğini, zarar ettiği halde kazanç bildirmesi istenenler olduğunu, o zaman niye defter tutulduğunu ve muhasebeciye ödeme yaptıklarını soruyorlarÖ Onlara da "Haklısınız" diyoruz.

Sonra, dönüp Türk Vergi Sisteminin esaslarına bakıyoruz. Denizli’deki uygulamanın, kendiliğinden yapılamayacağını, diğer illerde de benzeri uygulamaların gündeme geldiğini ya da gelebileceğini, gelirin gerçek tutarının vergilendirilmesi gerekirken, kaldırılan "götürü usul" benzeri bir uygulamanın benimsendiğini, bu gelirin altında beyanda bulunacak olanların hayali fatura kesip KDV ödeyeceklerini, muhasebecinin ve mali müşavirin işlevinin tartışılacağını, listedekinin üzerinde kazancı çıkanların muhasebecisi ile tartışabileceğini, uygulamanın "Deli Dumrul" sistemine kaydığını söyleyene ve "O zaman Hayat Standardı Esası niye kaldırılmıştı?" diye soranlara "Sen de haklısın" diyoruz.

Türk vergi sisteminin, acilen bir reforma ihtiyacı var...

Kaynak:Hürriyet Gazetesi

Yazının devamını okumak için lütfen üye girişi yapınız. Üye değilseniz lütfen ücretsiz üye olunuz.
Makaleyi Yorumlayın Yazıyı Sitenize Ekleyin Makaleyi Yazdırın Arkadaşınıza Gönderin İlgili Makaleler Yazının Devamını Okuyunuz.
<< İlk < Önceki 31 32 33 34 35 36 37 38 Sonraki > Son >>

Advertisement